Home » Bilim

Albert Einstein Adına Derlediğim Bir Makale. (Yaşam öyküsü)

29 Kasım 2008 1,400 views No Comment

Yine daha önce paylaşımiçin hazırladığım bir kaynak Daha önceden Bulutsuzluk Özlemi forumlarında yervermiştim bu araştırmaya, Burda bulunmasınında daha iyi olabileceğini düşündüm.

Albert Einstein hakkında bilinen biklinmeyenler biyografiden ziyade güzel bir anlatımla sürükleyici bir yazı oluşturmaya çalıştım….

Einstein’ın fizik alanındaki çalışmaları modern bilimi büyük ölçüde etkiledi.

Bu teori üç bölüme ayrılır:

1 - Newton mekaniğinin yasalarını değiştiren ve kütle ile enerjinin eşdeğerli olduğunu öne süren Özel Görelilik (1905);
2 - Eğrisel ve sonlu olarak düşünülen dört boyutlu bir evrene ait çekim teorisini veren Genel Görelilik (1916);
3 - Elektro-manyetizma ve yerçekimini aynı alanda birleştiren daha geniş kapsamlı teori denemeleri.
İlk iki teorinin geçerliliği atom fiziği ve astronomi alanında yapılan deneylerle çok başarılı bir biçimde sınanmıştır; çağdaş fiziğin temel taşları arasında yer alırlar.

Einstein atom ile ilgili olarak: “Ben atomu iyi bir şey için keşfettim,ama insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar.” demiştir. Ayrıca birçok kişinin ilgisini çeken “Neden Sosyalizm?” adlı yazısı Monthly Review adlı aylık dergisinin, ilk sayısının, ilk yazısıdır.

Atatürk’e Mektup..
1933 yılında Almanya’da Nasyonal Sosyalist Partisi’nin iktidara gelmesiyle yasalar yüzünden çalışmalarına izin verilmeyen 40 bilim adamı adına Mustafa Kemal ATATÜRK’e bir mektup yazarak onların Türkiye’de çalışmalarına devam etmelerini istemişti. Atatürk bu isteği kabul ederek İstanbul Üniversitesi’nde çalışma imkanı tanımıştı.

Gönderdiği mersajlar:

3. Dünya savaşında hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum ama 4. Dünya savaşında taş ve sopalar olacağını biliyorum.

A’yı hayatta başarı olarak tanımlayalım, o zaman A = X + Y + Z’ dir; X çalışmaktır, Y oyundur Z ise çenesini tutmayı bilmektir.

Açlıktan karnı guruldayandan dürüst politikacı olmaz.

Akıllı ve iyi niyetli insanlara özgü bir ada olması için neler vermezdim; öyle bir yer olsa ben bile vatansever kesilirdim.

Ancak başkaları için yaşanan bir hayat, yaşamaya değer bir hayattır.

Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır.

Bana güvenilen bir sırrı kutsal bir emanet gibi saklarım, ama sırları elimden geldiği kadar bilmemeye çalışırım.

Ben gelecek için hiç bir endişe duymadım. O yeterince hızlı geliyor.

Ben atomu bilim için icat ettim.Fakat insanlar atomla birbirini öldürüyorlar.(5 Mayıs 1930′da İngiltere Tıp Akademisinde “En İyi Doktor” Ödülünü alırken)

Bilim atom bombasını üretti, fakat asıl kötülük insanların beyinlerinde ve kalplerindedir.

Bilim, her günkü düşünmelerimizin saflaşmasından başka bir şey değildir.

Bilimsiz din kör, dinsiz bilim ise topaldır.

Bir hatayı iki defa tekrar etmeyen en mükemmel insandır.

Bir kum tanesinin sırrını çözmeyi başarsaydık, bütün dünyanın sırrını öğrenmiş olurduk.

Bir ülkenin geleceği o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır.

Birisinin atom bombası yapmasına yardım etmekten daha kötü sadece bir şey var.O da nazilere atom bombası yapmaları için yardım etmek.

Bu dünyada beni birkaç kişi anladı, onlar da yanlış anladı.

Büyük güce sahip egemen devletler olduğu sürece savaş kaçınılmazdır.

Büyük idealler uğruna önce küçük bir azınlık savaşım vermiştir.

Çok zeki olduğumdan değil, sadece sorunların üstünde daha çok duruyorum.

Dahiliğin mutlak bir sınırı vardır, aptallığın asla.

Dehanın 10′da 1′i yetenek 10′da 9′u da çalışmaktır.

Dünya; kötülük yapanlar değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir.

Dünyada bir tane dahi çocuk mutsuz olduğu sürece, büyük icatlar ve ilerlemeler yoktur.

Eğer gerçeği açıklamak istiyorsan, zarafeti terziye bırak.

Eğer ne yaptığımızı biliyor olsaydık, buna araştırma denmezdi öyle değil mi?

Eğitim, insanın okulda öğrendiği her şeyi unuttuğunda arta kalandır.

En değerli kişiler alçakgönüllü olanlardır.

Fiziği görelilik ilkesine sokmak fikrini rastgele bulmama teşekkürler, siz (ve diğerleri) benim bilimsel yeteneklerimi beni rahatsız edecek kadar çok abartıyorsunuz.

Gençliğimizde düşüncelerimizi oluşturan tüm konular sevgiyle ilgilidir, sonraları ise tüm sevgimiz düşüncelerimiz olur.

Genelde insanlığın kaderi, hak ettiği olacaktır.

Gerçeği aramak onu elde etmekten daha kıymetlidir.

Günde yüz kez kendime iç ve dış yaşamımın, yaşayan ya da ölü başka insanların emeğine dayandığını hatırlatıyorum; çok derinlere dalmadan günlük yaşamdan biliyoruz ki, bir insan başkaları için vardır.

Güzel gençler doğanın eseridir, güzel yaşlılar ise sanatın.

Hayal bilimden daha önemlidir, çünkü bilim sınırlıdır.

Hayatı yaşamanın iki yolu vardır: Biri hiçbirşeyin mucize olmadığını düşünmek, diğeri herşeyin mucize olduğunu düşünmek.

Her savaş insanlığın ilerlemesini engelleyen kötülük zincirine bir halka ekler.

Herkesin fikir birliğine vardığı bir akşam, kayıp bir akşamdır.

İfade özgürlüğünü, yasalar tek başına garanti edemez. Herkesin kendi düşüncesini, cezalandırma olmaksızın açıklayabilmesi için toplumda hoşgörü mevcut olmalıdır.

İlkelerin boğazına dolanıp dibe batmaktansa, oportünist olup suyun üstünde kalmayı yeğlerim.

İnsan savaş gibi inanmadığı bir şey için acı çekeceğine, barış gibi inandığı bir dava uğruna ölse daha iyi değil mi.

İnsanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil, prensipleri ve inançlarıdır.

İnsanlar kendileri karşı çıkmadıkça, hiçbir şey savaşları ortadan kaldıramaz.

Matematikçiler, Görelilik Kuramına el attıktan sonra, ben kendi kuramımı tanıyamaz hale geldim.

Neden beni hiç kimse anlamıyor, ama herkes beni seviyor?

Önyargıları yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur.

Propagandayla zehirlenmedikleri sürece kitleler asla savaş düşkünü değildirler.

Sadece barışçı değil, militan bir barışçıyım. Barış için savaşmaya hazırım.

Sadece iki şey sınırsızdır, evren ve insanoğlunun ahmaklığı, ilkinden o kadar da emin değilim.  Göz kırpan

Sağduyu, onsekizine kadar edindiğimiz önyargılar toplamıdır.

Savaş insan toplulukları arasındaki çatışmanın en azgın biçimidir; aynı zamanda en trajik.

Sorunlar, onları yaratanların mantığı ile çözümlenemez.

Yanlış yapmayan insan yoktur; insanlık yanlışını kabul ve düzeltmekle olur.

Yeryüzündeki şartların düzelmesi, sadece bilimsel buluşlardan çok ahlaklı bir yaşama düzeninin gerçekleşmesine bağlıdır.

Yolculuk etmeyi seviyorum ama varmaktan nefret ederim.

Zorlukların göbeğinde fırsatlar yatıyor.

Zorunlu askerlik sadece medeniyetin devamı için değil, aynı zamanda varlığımız için de ciddi bir tehlike oluşturur.

Sonunda insan oğlu beynini parçalara ayırır

Einstein öldükten sonra beyni çıkarıldı ve halen ABD, Wichita’daki yaşlı doktorun evinde, bir kavanozda saklanıyor. Dr. Thomas Harvey, 1955 yılındaki otopsi sırasında, dehasıyla ilgili ipuçları bulabilmek amacıyla Einstein’ın beynini çıkarmıştı. Beyniyle ilgili temel bilgiler çok da farklı değil. Beyni, normal koşullarda 1,4 kg. olan insan beyninden yüzde 12 oranında daha hafif. Beyninden alınan örnekleri inceleyen nörologlar, ilgi çekici özelliklere rast-ladılar. Örneğin, düşünce için gerekli sinirleri besleyen “gliyal hücre” sayısının fazla olduğunu belirlediler. 1999 yılında Kanada, McMaster Üniversitesi’nden uzmanların yaptığı araştırmalarda da, Sylvian fisürünün (yarığı) gelişmiş ve alt parietal lobunun normale göre yüzde 15 daha geniş olduğu tespit edildi. Uzmanlar, gelişmiş Sylvian fisürünün, beyindeki bilgi alışverişini kolaylaştırdığını; parietal lobun ise, matematikle ilgili yeteneği ve uzay-mekân bağlantısı kurma yetisini artırdığını belirtiyorlar.

“Hoş bir kızla beraber parkta bir saat oturmak bir dakika gibi geçer, ama sıcak bir sobanın üzerinde bir dakika oturmak bir saat gibi gelir.”

Okulu hiçbir zaman sevemedi

Gerçekten de, genç Einstein’ın ileride ortaya çıkacak dehasının temelleri, kendisinin de sonradan belirttiği gibi, okulda değil başka yerlerde atılmıştı: “Çocukluğumda yaşadığım iki önemli olayı unutamam. Biri, beş yaşında iken amcamın armağanı pusulada bulduğum gizem; diğeri on iki yaşındayken tanıştığım Öklid geometrisi. Gençliğinde bu geometrinin büyüsüne kapılmayan bir kişinin, ileride kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceği hiç beklenmemelidir!” 1955′te Princeton’da hayata gözlerini yumana kadar bilim dünyasına çok şey kattı. 1916′da yayımladığı “Genel Görelilik Kuramı”, 1921′de “fotoelektrik etki ve kuramsal fizik” alanında çalışmalarıyla aldığı Nobel Fizik Ödülü, dahinin en önemli başarılarından sadece ikisi; ya bilinmeyen dünyası…

İnsanlar telepatik yollarla iletişim kurabilecek

Einstein ve X-files… Öteki bilim insanlarının aksine, X-files adı verilen normalüstü konulara çok meraklıydı. 1920′li yıllarda, fizik üzerine amatör araştırmalar yapan Amerikalı yazar Upton Sinclair’in, telepatiyi konu alan “Zihinsel Radyo” (Mental Radio) adlı kitabına önsöz yazmıştı. Einstein, Sinclair’in “altıncı his” ile ilgili kanıtlarının göz ardı edilemeyeceğine inanıyordu. Hatta, insanların telepatik yollarla iletişim kurabileceklerini de açıklamıştı Bu savlarını, zihinsel yeteneklerini geliştirmek için katıldığı seanslara, yani kişisel deneyimlerine dayandırıyordu. 1930′da, Alman Otto Reiman’ın düzenlediği ruhsal testlere katıldı.

Naziler nükleer silah yapabilir

1939’da ABD başkanı Franklin Roosevelt’e bir mektup yazarak, Nazilerin nükleer silahlar geliştirebileceği uyarısında bulundu. Bu mektup, müttefiklerin ilk atom bombasını yapmalarında önemli rol oynadı. Einstein’in 20’li yaşlarında Berlin’de verdiği konferanslar dolup taşıyordu.
Ancak, kimi zaman Yahudi karşıtı gösterilerle engellenemeye çalışılıyordu.

Einstein, komünistlikle ve ajanlıkla da suçlandı…

E=mc2 denkleminin fikir babası olmasına rağmen, hiçbir zaman Manhattan Projesi (ABD’nin gizli atom bombası yapma planı) içinde yer almadı. Amerikalı tarihçi Richard Schwartz’ın 1983 yılında açıkladığı belgeler, Einstein’ın neden ajanlıkla suçlandığını ortaya koyuyor. Öldüğü yıl olan 1955′te FBI’ın hakkında yürüttüğü araştırma dosyaları 1.500 sayfayı bulmuştu. Bu dosyaların çoğu komünistlerle bağlantılar kurmak ve Almanya’daki evin haberleşme merkezi olarak kullanmaktan suçlanıyordu somut dayanakları var mıydı? 1930′lu yıllarda Einstein, emperyalizm karşıtı eylemler yapan ve ulusal bağımsızlığı savunan sol eğilimli bir örgütün onursal başkanıydı. Aynı zamanda, komünist ajanlar Hilaire Noulans ile eşinin saklanmasına yardımcı olmuştu. Tüm bunlara rağmen, Sovyetler Birliği’ni eleştirdiği pek çok kamuoyu açıklaması yaptı ve Yahudilere karşı tavırlarından dolayı onlar için çalışmayı reddetti.

Ölüm ışınını keşfetmiş miydi?

FBI raporlarında geçen en ilginç konulardan biri de, çok büyük güce sahip bir ışın makinesi icat ettiği iddiasıydı, iddia az da olsa gerçeğe dayanıyordu. Soruşturma, 1940’ın Aralık ayında yayılan dedikodularla başladı. Einstein’ın arkadaşı Gustav Bucky’nin komşusu, Einstein ve Bucky’nin Manhattan’daki geçici laboratuvarda “ölüm ışını makinesi” üzerinde çalıştıklarını ileri sürmüştü. Yetkililer, laboratuarda makineyle ilgili hiçbir ipucuna rastlayamadılar. Ancak laboratuvar yıkılmıştı, dolayısıyla bu durumdan kuşkulanmışlardı. Gerçekten de Einstein, ölüm ışınını farkında olmadan keşfetmişti; ama bu iddialardan çok önce… 1916 yılında, atomdaki elektronların, yüksek enerji seviyesine sıçradığında, enerjilerini tek frekanslı ışık atılımı şeklinde serbest bırakarak bir araya toplandıklarını gösterdi. Bu ışın demeti incelendiğinde, barındırdığı yoğun gücün bir metali bile kesebileceği anlaşıldı. Bu araştırması, günümüzde kullanılan ölüm ışını, lazerin atası kabul ediliyor.

Einstein ve kadınlar…

Dahinin kadınlar üzerindeki manyetik etkisi tartışılmazdı. Bunun en açık kanıtı, iki evliliği sırasında yaşadıkları ilişkilerdi. Mileva kendisinden hamile kaldıktan sonra onunla evlenmiş; ancak, kuzeni Elsa’yla evlenebilmek için de ondan boşanmıştı. İkinci evliliği Elsa’nın ölümüne kadar sürmüş olsa da, bu arada aşk maceraları yaşamaktan geri kalmadı. Birlikte olduğu kadınların kimlikleri ve ilişkilerin yoğunluğu tarihçilerce tartışıla dursun, Roger Highfield ve Paul Carter adlı yazarlar önemli kanıtlara ulaştılar. Onlara göre; sekreteri Betty Neumann, Avusturyalı güzel sarışın Margarette Lebach ve iki zengin kadın Elsa Mendel ile Estetla lenbogen, beraber olduğu kadınlar arasında.

albert einstein, kendisine “neden hep siyah giyiniyorsunuz?” diye sorulmasının üzerine, “yarın ne giyeceğimi düşünmemek için” şeklinde cevap vererek bu sorunsala kendisi açısından son vermiştir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (3 votes, average: 5 out of 5)
Loading ... Loading ...

Bu Makale İle İlgili Dğer Haberlere Göz At...

8 yaşında’ki bilgi işlemci
AMD’den 12 çekirdekli İstanbul işlemcisi!!
Linux shutdown komutu ve log dosyası
PERSEID GÖKTAŞI YAĞMURU
Dünyanın İlk USB müzik albümü. Sneaky Sound System
YASH-AR BAND. Yaşar KURT ve Arto TUNÇBOYACIYAN
Yeni Windows 2009′da gelebilir
2008-KPSS Ortaöğretim/Önlisans sonuçları açıklandı Sonuç: REZALET
Cisco Routerlarının Yonetimi (komut)
Firewall Nedir? (Security)

Leave your response!

Add your comment below, or trackback from your own site. You can also subscribe to these comments via RSS.

Be nice. Keep it clean. Stay on topic. No spam.

You can use these tags:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

This is a Gravatar-enabled weblog. To get your own globally-recognized-avatar, please register at Gravatar.